Firavun'un Doğuşu

"Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar"
Allah Rasûlünün (s.a.v) sözü... 

Evet... Hiçbir Firavun dünyaya Firavun olarak gelmez! 
2.Firavun dediğim RTE`de hiç şüphesiz dünyaya firavun olarak gelmedi. Yaşadığı hayatın içinden geçerken ortaya koyduğu tercihler yıllar sonra atacağı adımlar için, kaderin insanı hayrette bırakan, baş döndüren kurgusu içinde geçeceği yollara birer basamak olarak döşendi... 

Bugün titizlikle yaşanmaz ise; yarın da bugünün gayrı ciddiliğinin girdabında kaybolmaya mahkumdur... 

RTE çocukluğunda annesinin ısıttığı bayat simitleri taze diye satarak ilk hainliklerini, kul hakkı ihlallerini işlemeye başlamış oldu! 
Isıtılıp taze diye satılan bayat simitlerin yanında, babasından sık sık ağır şiddet de gördüğünü ifade ediyor! 
Devamında hayatı meşru yollardan yaşamak yerine, kendince ucuz kurnazlıklarla beraber çalımlara başvurur oldu... 
Hak etmediği bir diplomayı bir şekilde eline aldığında zannetti ki; o diplomanın gerektirdiği eğitimi almış, o öğretimden geçmiş olarak helal diploma sahipleriyle bir farkının olmadığına inandırdı kendini! 
Eğitim ve öğretim bir yana... Haram yollarında ilerlerken, helali benimsemiş insanlardan hergün biraz daha uzaklaştığını anlamadı bile! 
Erbakan'ın gölgesine sığındıktan kısa süre sonra; milli görüş teşkilatının ilk maaşlı adamı olmayı da başardı! 
Zaman aslında hızla geçti ve kendini bir anda İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığının koltuğuna oturmuş olarak buldu. Artık ayağında oynattığı topun çapı büyümüş, çalımlarıyla birkaç kişiye değil de, milyonlarca insana oyun kurar olmuştu... 

Bana göre RTE'nin Firavunluk yolunda attığı ilk somut adım, oğlunun trafikte katl ettiği bir insanın ölümünü örtbas etmesiyle zuhur etti! 
Oğlu Ahmet Burak Erdoğan 11 Mayıs 1998’de Şişli'de yaya geçidinde karşıya geçmeye çalışan TRT İstanbul Radyosu sanatçısı Sevim Tanürek 'e çarptı. Olay mahalli kısa sürede belediyenin itfaiye araçlarıyla tazyikli su ile yıkandı, görüşmeler hızlıca yapıldı ve sonunda bir insanın aşırı sürat yoluyla katl edilmesine karşılık, taşınması gereken sorumluluk inkar edilmiş oldu! 

Belediye yıllarında kurduğu düzen bay %10 dedirtiyordu RTE'ye! 
İhalelerden %10 komisyon alıyor, aldığı bu komisyonları fark eden yakın çevresine de; dâvâmız için diyordu!
Dâvâsı her geçen gün büyümüş, atacağı çalım sırası hocası Erbakan'a gelmişti...
Üstelik!
Yıllar önce Amasya'daki miting esnasında yaptığı konuşmasında milli görüş teşkilatının bölünmesi iddialarına karşılık;
"Milli görüşü bölen bir 'ben', ben olmayacağım demişti! 
Bir 'ben' diyerek, ben ben ben diyen İblis'i kast etmişti! 
Günler geçtikçe kursağında biriken haramlar bütün varlığının en ücra zerrelerini istila ediyor, kontrolü ele geçirmiş olan nefsi; sınırları bir bir kaldırıyor, her haram için kendince bahaneler üretiyordu... 
Çünkü; zihniyeti, La ilahe illallah'ın kuşatıcılığı etrafında gelişmiyor, etrafındaki bütün yaşamın merkezine kendini yerleştirerek, mürşid olarak hak ve adaleti değil de; düpedüz sağdan yaklaşan şeytanın ayartmalarıyla vicdanının son hırıltılarını da bastırıyordu... 
Hocası, içinden çıktığı İskenderpaşa Cemaatini nasıl hain ve kendilerine oy vermeyenleri de patates dininden ilan etti ise; RTE'de ötekileştirerek riyakarca yükseliyordu! 

Dünün hainlikleri, bugün çığ gibi büyüyerek çıkıyordu karşısına... 
Her hainliğinin bedelini ödemek yerine; eski hainlikleri örtmek için yeni ve daha büyük ihanetlere sığınmayı tercih etti!

Artık bütün bir Türkiye vardı sırada... 
Türkiye'nin geneli; güvenmiyor, inanmıyor, takiyecilikle suçluyordu milli görüşçüleri! 
RTE atacağı çalımı büyüttükçe büyütmüş; DEĞİŞTİM diyerek bütün Türkiye'nin karşısına adalet ve kalkınma vaadiyle çıkmıştı... 
28 Şubat döneminden sonra bomboş kalmış siyasi arenaya iyi bir reklam hazırlığıyla çıkmış ve Türkiye'yi yönetecek olduğu koltuğa oturmuştu artık!

Elde edebileceği koltuğun sonuncusuna yaklaşmış, demokrasiyi araç olarak kullanmış olan bay %10 komisyon ile değil de, milletin parasını; kurduğu haram düzeni içinde ufak komisyonlar dağıtarak paylaşmaya başlamış ve BAŞÇALAN payını da kendine ayrır olmuştu!
Her fırsatta diline dolayarak sömürdüğü İslamiyetin hatrına; imanlı, dürüst ve şerefli insanlar koşturuyor... Türkiye'de bir şeyler iyiye doğru gidiyordu... Bazen pis kokular geliyor, henüz palazlanmamış haramzadenin firavunluğa doğru attığı adımların tıkırtıları ara sıra duyuluyordu! 
Taa ki 17 Aralık günü, iktidarındaki bütün riyakarlığı, kurduğu münafıkca düzeni ortaya dökülene kadar devam etti RTE! 
Fakat sınıra gelmişti! 
Adımlarını ya daha ileriye atacak, ya da yıllarca bedelini ödemediği hainliklerin bedelini ödemeyi göze alacaktı! 
Yapamadı... Yapmadı! 
Bilakis; daldığı haram denizinden geri dönmeyi düşünmedi bile... Milyonlarca insanın birikmiş kul haklarının yanına, şimdi de darbe yapıyorlar diyerek... Kendi hainliğini örtmek için milyonlarca insana iftira etmeyi de... yazdırdı amel defterine! 

Bu son hainliğinin zuhur etmesini pusuda bekleyen ruhları canavarlaşmış Ebu Cehil varisleri de hemen el uzattılar taze Firavun'a! 
O Ebu Cehil varisleri ki; yıllarca Türkiye'yi irtica teranesi ile oyalamış, toplumu kutuplaştırmış, kardeşliklerin önünü kesmiş, TSK'yı taşeron olarak kullanmış, husumet ve düşmanlıktan beslenen... Yıllana yıllana kılık değiştirmiş olan ne idüğü belirsiz ERGENEKON zümresi idi! 
Taze Firavun ve Ebu Cehil varisleri ortak olmuş; harama, adaletsizliğe, zulme hayır diyen masum insanları terörist ilan etmek için 28 Şubat'ta yazılmış, fakat sahnelenememiş senaryoyu... Elde ettikleri şarlatan medya, haman olmaya dünden hevesli bürokratlar, menfaat zebunu ve devletin kuklası olan sözde hâkim, özde mahkumlarla beraber... Her gün pazarladıkları başka iftiralar eşliğinde sahnelemeye başlamışlardı!


Yoktur Firavun'un dört tane eli, dört tane gözü! 
Lakin boldur etrafında satılık dalkavuk sürüsü
Tek başına kalsa köpekler kovalar hem de yüzüstü; 
Gönüllü maşaların alkışı geciktirir ibretlik düşüşü! 


Gün geldi İmralı'daki BEBEK KATİLİ paralel devlet dedi! 
Ardından Ebu Cehil varislerinin elebaşlarından olan ne idüğü belirsiz Perinçek; hadsizce F.TÖ diye bağırdı! 
Ve taze Firavun HAŞHAŞİ diyerek talip olduğu firavunluk yolunda rüşdünü ıspat etti! 

İşte bir bebek katilinin, ne idüğü belirsizin ve hırsızın laflarıyla başlamış olan firavunluk, gafillerin alkışlarının yanında; "çalarsa da çalsın" deyişleriyle beraber tastik ve ilan olundu! 

Artık Türkiye'de ki mazlumlar için günler Kerbela... Adalet, Yezid'in ağzındaki sakız... Hukuk müsvedde... İftira hakikat... Nifak marifet... Kardeşler yaban... Dostluklar yalan... Anne ve bebekler terörist olmuş... Mazide kalmış firavunlardan daha çok firavun olanların devri yaşanır oldu! 

Habillerin yolunda eksik olmadı zulüm...
Kimi Firavun olup, aleni tanrıyım dedi! 
Kimi Yezid meşrebiyle secde de eyledi!
Her Nemrutun gönüllü tasmalıları,
Her deccalin dünden hazır taylasanları,
Elele verip, mazlumların ahından;
İnşaa eylediler, Cehennem duvarlarını...

Yorumlar

Popüler Yayınlar