Sabır...



Sabır... 
İnsanoğlu için hayat dediğimiz imtihan arenasında ihtiva ettiği anlam ve sonuçları itibariyle belki de en sırlı kelime... 

Sabır... Kur-an'ı Kerim ve Resûlullah'ın (s.a.v) beyanları ile defalarca zikr edilmiş, vurgulanmış, tavsiye edilmiş olup, imtihanın olabildiğince inceldiği noktada zıtlara tahammül ederek elde edilebilen... adeta serin su olacak, ateşin karşısında duracak, bırakın kaynamayı; serinliğinizi dahi kaybetmeden... elde edilebileceğiniz kıymetli, saygın ve sahibine apayrı derinlikler kazandıran meziyet... ve insanın açması gereken kilitli kapıların bazılarını da ancak onunla açabildiği sırlı anahtar...

Hakk'a varan yollar insan sayısıncadır... Ya da şöyle de diyebiliriz; her insanın hayatı bir diğerinin benzeri olsa da, asla aynısı değildir... İnsan hangi yollardan geçerse geçsin nihayetinde Rabbine varacak ve Rabbine vasıl oluşundaki keyfiyeti de, dünyadaki tercih ve tepkileriyle şekillenecektir!... 
Tercihlerimizi ortaya koymamız, tepkilerimizi oluşturmamıza göre daha kolaydır! 
Çünkü tercih, genellikle belli bir zaman genişliğine sahip iken, tepki ise kısacık anın içinden zuhur eder... 
Dolayısıyla Cenab-ı Hakk'a varışımızdaki keyfiyetimizin yarısını o kısacık anlardaki tepkilerimiz oluşturuyor diyebiliriz!
İşte o kısacık, girift ve keskin bıçak misali anlarımıza hakim olan gerçek güç; sabır, ya da sabırsızlığımızdır!... 

İnsanın keyf ve sefa ile geçirdiği demler hayatın esas gerçeği ile beraber düşünüldüğünde zarar, kahkahalar gaflet, buldukca daha çok isteyen ve her elde ettiğiyle beraber nefs balonunu biraz daha şişiren; rahata müptela, bela ve sıkıntıya tahammülü kalmayan insanın hayata dair pek kazanımı olduğu-olacağı söylenemez... 

İnsan eşref-i mahluk potansiyeliyle yaratılmış, “çiğ” olarak geldiği dünyada yaşadığı hayatla beraber her gün biraz daha pişerek, olgunlaşarak, gerçek manada insanlaşarak; insan-ı kamil olabilme yolundaki gayreti noktasında sergilediği sabır ve sebat kadar... ötede ebedi izzet ve ikrama, hepsinden öte Hakk'ın rızasına nail olur... 

Sabır... iyilik ve güzellik yolunda çirkinliğe karşı anın içinden yükselen dirayetli ihtiraz, nefsin varlığına rağmen kötülüğün karşında çekilen set, Rabbim şu anıma da şahittir diyerek muhsince duruş, çirkinlikle araya koyulan siyah ve beyaz misali farklılık ve o farklılığın kuru bir inat misali ya da korkaklıktan zuhur edişi değil de, bilinçli olarak tercih edilen iyiliğe adanmışlığın, farkındalığının vucud bulmuş hâlidir... 

Sabır... insan için en büyük sermaye olan elmas hükmündeki ömrün, pırlantaya dönüşebilmesi için elzem olan sadekardır ki, insan sabır dediğimiz bu sadekara teslim olduğu kadar fazlalıklarından kurtularak güzelleşir... 

Ve o güzellliği; Mecnun'un sevdasını zahirde ve batında aramaktan vazgemeyişinde... Ferhat'ın Şirin için ömrünü adayışında... mazlumun zalimi çıldırtan minnetsizliğinde... idealleri uğruna serden geçenlerin bakışlarında... hedefe varmak için sinesini çatlatan küheylanın son nefesindeki tebessümünde... çocukluk düşlerinde büyütmeye başladığı fethi, yirmi bir yaşında hitama erdiren Fatih'in adanmışlığında... o kanlı gömleği bağrına basarken Yakub'un (a.s) gözyaşlarında... şimdi bana da düşen Yakub gibi sabr etmektir diyen ümmetin sıddıka validesinin (r.anha) Rabbine olan tevekkülünde aramalısınız... 


Sabır

Sabır... hayatın usandıran hoyratlığına inat!
Sonsuzluğun avucuna bırakılan tebessüm... 
Hainin hainliği karşısında mertçe nasihat, 
Hakşinas gönüller ise, onunla kavi ve rahat...
Hakk'a revan olanın dünyada kederi çok!... 
Her nefeste ruh-u can ile; Allah var gam yok... 


Yorumlar

Popüler Yayınlar