İftira
Bir Tane İftira Kurşunu ile!
Kaç Tane Hayat Katl Edilebilir!?
Dürüst insana iftira atmak gökten ağırdır, sabretmek ise; zehirden daha acıdır...
(Hz. Ali r.anh)
İnsan... yaratılmış olanların en şereflisi olabilme potansiyeline sahip olarak yaratılmış olmakla birlikte; an olur, İblisi'de utandıracak kadar haddi aşar, zalimleşir ve esfeli safilin olarak tarif edilen aşağıların aşağısına yuvarlanır gider...
Cehaletin kısır döngüsünde debelenip, hayatı ve hayata dair olan her şeyi gafletin karanlığında kendince yorumlayıp kurguladıkca; battıkca batar... Öyle bir noktaya gelir ki; izah etmek mümkün değildir artık!
Ayrıca, Allah’a kızlar isnat ediyor –mutlak münezzehtir O çocuklar sahibi olmaktan– ve pek sevdikleri (erkek) çocukları ise kendilerine yakıştırıyorlar.
(Nahl Suresi Ayet 57)
İşte insan böylesine hayret edilecek bir varlıktır!
Bilmediğini, biliyormuşcasına bütün hadsizlik ve hainliğince sıralar... Ortaya attığı her iftirasında kendi çürümüşlüğünü itiraf ederken... Genellikle birçok gafili de peşi sıra sürükler!
Allah Resûlü (s.a.v) henüz bebek iken konuşmuş üç bebekten söz ediyor...
İlki herkesin malumu olan Hazreti İsa... (a.s)
Hazreti Meryem, Cenab-ı Hakk'ın ol demesiyle, çocuğunu doğurmak durumunda kalmış... Ve insanlarla karşı karşıya gelince de, kucağındaki bebeği konuşup; insanların hadsizce suçlayan ve mahkum eden bakışlarından annesini kurtarmış, iffetine toz dahi konmasına müsade etmemiştir...
İkincisi, İsrailoğullarından Cureyc isminde ibadete düşkün abid ve zahid bir zat idi... Cureyc dünya meşgalesinden elini ayağını çekmiş olarak genellikle ibadet ile meşgul oluyordu... Bir gün annesi Cureyc'in yanına gelidi ve oğluna seslendi... Cureyc ibadetini bölüp annesine cevap vermesinin uygun olmayacağını düşündü ve ibadetine devam etti... Annesi o an ki kızgınlığıyla Cureyc'e; Allah sana kötü bir kadını musallat etsin şeklinde beddua da bulundu... Sonrasında iffetsiz bir kadın Cureyc'e zina teklifinde bulundu ve reddedildi!
Reddedilen o kadın başka biri ile zina etti ve bir çocuk doğurdu. Etraftaki insanlara da çocuğun babası Cureyc'tir dedi... Halk, o kadının lafıyla hareket etti ve Cureyc'in ibadet ettiği kulubeciğini darmadağın ederek Cureyc'i de tartaklamaya başlayınca; Cureyc mecbur kaldı ve bana biraz müsade edin dedi... Abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra Cenab-ı Hakk'a yönelip dua etti... Ve kadının doğurduğu çocuk konuşarak babasının filan çoban olduğunu söyledi... Cureyc'de bu iftiradan kurtulmuş oldu!
Üçüncüsü de yine İsrailoğullarından bir kadının çocuğudur... Çocuk annesinin kucağında emerken oradan gösterişli ve heybetli bir süvari geçer... Kadın süvariye bakınca; Allah'ım benim çocuğumu da böyle yap diye dua eder ve çocuk emmeyi bırakıp; hayır beni onun gibi yapma der!
Hemen sonrasında, zina ve hırsızlık suçu isnat edilen; dövülen, hakaret edilen bir câriyeyi götürüyordu insanlar... Kadın cariyenin hâline bakıp; Allah'ım benim çocuğumu bunun gibi yapma diye dua edince, çocuk yine emmeyi bırakıp; hayır beni onun gibi yap der...
Kadın hayret içinde sormuş bebeğine; bu dediklerin de ne oluyor!?
Çocuk, annecim demiş; o süvari zalim birisi idi onun için hayır dedim, cariyeye gelince; zina etti diyorlar, halbuki zina etmedi...
Hırsızlık yaptı diyorlar, hırsızlık da yapmadı...
İnsanlar ona hakaret ederek dövüyor; o ise Allah bana yeter diyerek sabır ve tevekkül sergiliyor...
Dikkat edersek insanlık tarihinin bebek iken konuşan üç çocuğunun konuşma sebeplerinin ortak özelliği iftiradır!
Hazreti İsa (a.s) konuşmasa, insanlar iftirayı ayyuka çıkaracaktı...
İffetsiz kadının çocuğu konuşarak Cureyc'in şerefini temize çıkarmış oldu...
Diğer bebek de cariyenin zina etmediğini, hırsızlık yapmadığını haykırdı...
Resûlullah (s.a.v) bu mevzuyu anlatarak magazin mi yapıyordu!?
Laf olsun diye mi konuşuyordu!?
Sadece hikaye mi anlatıyordu!?
Fantastik bir yaşanmışlığın da mümkün olabileceğini mi ifade ediyordu!?
Nasihat dinler, ibret ile ders alır mısınız!?
Aynı şekilde Resûlullah (s.a.v) ;
Bana iki hususta söz verip sözünüzde sadık kalın, ben de size Cenneti garanti olarak vaad edeyim;
-Zina etmeyin!
-Ağzınızdan çıkanlara dikkat edin!
Bir insanın her duyduğunu söylemesi ona yalan olarak yeter...
Diyen de Resûlullah (s.a.v) değil miydi!?
Elli yıldır bu milletin çocuklarının eğitimi ile uğraşan ve fazlasıyla teşekkürü hak eden insanlara teşekkür etmek yerine!
Ortaya atılmış F.TÖ iftirasıyla beraber yaşadıkları soykırıma dair o mazlumlar neler söyler, neler anlatır ve hissettikleri nelerdir...
Bu dünyada bu soruların cevaplarının çok azını bilecek ve duyacağız...
Mahşere kalacak!
Fakat muktedirlerce icra edilen bu soykırımın bir yönü var ki; izah et edebilirsen... Dünyadaki bütün hukuk sistemlerinde iddiayı iddia sahibi ıspat ile mükellef iken, bizdeki hainlik düzeni ile masum bir insana sen suçlusun diyorlar (!) O insan da suçum ne diye sorunca; suçsuzluğunu ıspat et diyorlar (!) Suçlusun diye bir iftira atıyor, suçsuzluğunu ıspat et diyerek ikinci bir hainlik yapıyor (!) Devamında ise itiraf et teklifi yapılıyor (!) Neyi itiraf edeyim!? Kimlerle beraber suç işledin, onu itiraf et (!) Yahuu elinizde delil yok, bana suçsuzluğunu ıspat et diyor, sonra da itiraf et diyerek masum insanlara iftira etmemi istiyorsunuz! Siz; nasıl bir görünen, konuşan, yürüyen, insan kisveli iblislersiniz!? 15 Temmuz hainliğini icra eden sizsiniz, bizi suçlu ilan ediyor, sonra da bizden birbirimize iftira etmemizi istiyorsunuz!...
Böylesine bir nemrutluk karşısında imtihan olmakta nasib işi olsa gerek... Bütün bu hengamenin içinde öylesi pırlantalar zuhur edip boy veriyor ki... Vallahi herhangi birinin bir sözü ömür değer... Kendi çiğerparelerini bu zulmün bitmesine karşılık Cenab-ı Hakk'a adak olarak adayan mı ararsın... Karnında taşıdığı ikiz bebeklerinin adeta katl edilmesine rağmen o istenen itirafa (İFTİRA) zerre kadar tenezzül etmeyen mi ararsın... Baskılar karşısında hergün etinin kemiğinin eriyip tükenmesini seyr ede ede buluşacağı eceline adım adım yaklaşırken... Bir taraftan hainlerin hainliğine ehemmiyet vermeyip gülüp geçen, diğer yandan eceline gülümseyen lakin yine de o itirafa (İFTİRA) aklının en ücra köşesinde dahi yer vermeyen yiğitler mi ararsın... Şöyle diyeyim de herkes kolayca anlasın... Öyle günlerden geçiyoruz ki; şimdiye dek menkıbe ve destan olarak anlatılan ve dinleyenlerin de, yahuu ne yüce gönüllü insanlarmış diyerek dinlediği nice hikayenin aynıları âlasıyla yaşanıyor... Bugün yaşananlar yakın gelecekte destan ve menkıbe olarak bir bir anlatılacak...
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
(Ahzab Suresi Ayet 58)
İnsan akıl ve irade eşliğinde hür ve sorumluluk sahibi olarak yaratılmış ve sorumluluğunu ona tebliğ eden Kur-an'ı Kerimi'de okuyup duruyorken, bütün iradesini başka bir insanın (HIRSIZIN) ağzından çıkanlara bağlayarak varlığını düşüncesizce nasıl ipotek edebilir!?
Firavunluk tek bir şahsa bağlı olarak gelişmez. Baş firavunun altında sıralı firavunları olur!
Günümüzde de İSRAF SARAYI, Dâru’n-Nedve'yi aratmayacak iftiralar, yalanlar, komplolar üretiyor, akıl veriyor, örnek oluyor...
Çetin Acar gibi mahluklar da tertemiz insanlara İblis'i utandıracak iftiralar sıralıyor, mahkemelerde gizli tanık olarak şahitlik yapıyor, aylarca işe gelmediği hâlde belediyeden maaş alıyor, medya ise bu firavuncukların iftiralarını hakikat diyerek haberleştiriyor... sistem de böyle işliyor!
Ey iman edenler! Bir fasık (Allah’ın emir ve yasaklarını açıktan ve bir endişe, iç burkulması duymadan çiğneyebilen bir kişi) size bir haber getirdiğinde, doğru olup olmadığını tesbit etmek için onu iyice araştırın. Aksi halde, hiçbir gerçeğe dayanmadan bir topluluğa zararınız dokunur da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
(Hucurât Suresi Ayet 6)
Heyhat...
İnsanın kendine yapabileceği kötülüğü bir başkası ona asla yapamaz!
İnsan sahip olduğu potansiyeller bakımından aynıdır. Bugünün Übey b. Selül'leri ile geçmişte kalmış olanın pek farkı yoktur!
Ruhu çanavarlaşmış mahlukların kendince aşındırdıkları yolları da, yöntemleri de aynıdır... Mazluma düşen ise; önce Ümmetin Sıddıka Validesi (r.anha) gibi sabr etmek, Cenab-ı Hakk'ın ayetlerini can kulağıyla duymak, dünyada çekilen sıkıntıların mahşerde rahmet vesilesi olduğunu da hiç unutmamaktır...
O iftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Ama bu hadiseyi hakkınızda kötü bir şey olarak görmeyin; bilakis o, hakkınızda hayırlı olmuştur. İftiracılardan her biri, iftiraya olan katılımı nisbetinde günah kazanmıştır. O işte en büyük payı olan elebaşı şahıs için ise çok büyük bir azap vardır.
(Nur Suresi Ayet 11)


Yorumlar
Yorum Gönder