Lazım Olan Sistem mi, Lider midir!?
Milleti yöneten devletin sıhhati ve verimliliği açısından sistem mi, yoksa ki lider mi daha önemlidir!?
Ya da direkt olarak şöyle sorayım!
Sağlıklı bir sisteme sahip olmayı mı, yoksa ki bir Hazreti Ömer'inizin (r.anh) olmasını mı istersiniz!?
Bu sorunun cevabını yine Hazreti Ömer'den (r.anh) dinleyelim...
Hazreti Ömer (r.anh) devlet yönetimindeki başarılarına binaen bazı iltifat ve değerlendirmelere muhatap olunca, şöyle demişti;
"Ben sadece Ebu Bekir'in kurduğu sistemi devam ettirdim"
Demek ki Hazreti Ömer (r.anh) için başarının en büyük faktörü Hazreti Ebu Bekir'in (r.anh) kurduğu sistem miş!
Nitekim sonraki yıllarda meydana gelen gelişmelere bakınca (toplumun kendi içinde hakikatten uzaklaşması karşılığında ilahi adaletin nasıl zuhur ettiği hususu mahfuz olmakla birlikte) Hazreti Ömer'in (r.anh) sözünü ettiği sistemin kıymetini ve muhafaza edilmesinin önemini rahatlıkla görebilirsiniz!
Dolayısıyla tarihin seyri içinde birçok devlet bir kişinin elinde iken 30-40 yıl çok parlak günler yaşadığı hâlde o kişi ölünce aynı devletin dağıldığı, gerilediği çok görülmüştür!
İnsanlık geliştikçe devlete dair yaklaşım ve yönetimler de gelişmiş ve bugünün gelişmiş ülkelerine bakınca, başarının devamı açısından sistemin önemi ve sonuçları aleni kendini göstermiştir!
Millet olarak Osmanlı sonrasında padişahlığı ortadan kaldırmış ve Türkiye Cumhuriyetini kurmuş, yönetim şekli olarak demokrasiyi seçtiğimizi ifade etmiş iken, uzun yıllar padişahlık vari demokrasi ile "yönetmeyi" marifet zannetmiş ve bu zannımızı kendi kendimize pazarlamış durmuşuz!
Demek istediğim padişahlık sonrasında demokrasiyi samimiyetle halka sunmuş olsaydık, eminim ki bugün millet olarak demokrasiyi özümsemiş, sistem dahilinde yeterince tecrübe kazanmış olarak, halkın kendi kendini yönetmesi dediğimiz demokrasimizi çok daha ileri götürmüş olacaktık!
Bugüne geldiğimizde ise topluma uzun yıllar dayatılan kemalizm baskısına tepki olarak siyasi İslamcılar zuhur etmiş, demokrasi, adalet ve AB gibi değerleri dillerine dolayarak söylem geliştirip iktidara gelmiş ve iktidara geldiklerinde de iç dünyalarındaki derin boşluğa yuvarlanıp kalmış, devleti yönetecek kapasite noktasında yetersiz olduklarını fark edince de; gaflet ve cehalet arasında debelenen yığınların milli duygularını tahrik ederek şahsi varlıklarını ve saltanatlarını koruma yoluna girmişlerdir!
Yanlış üstüne yanlış yapılıyor ve yanlışların devam edeceği aşikar iken, çok iyi biliyoruz ki; milyon tane yanlış bir doğru etmeyecek!
Çünkü sistemin adı var kendisi yok!
Sarih olarak ifade edeyim ki demokrasiyi değil, salt sistem mefhumunu konuşuyoruz!
Türkiye, siyasetçileri sayesinde başıboş bir mayın gibi devamlı bir yerlere toslayarak yürüyor, hatta yürümeye çalışıyor!
Ve Türkiye her tosladığında elbette ki olan da millete oluyor...
Başıboş sistemsizliğe bir de AKP ERGENEKON zaviyesinden bakalım!
Az da olsa takip edenler bilirler ki ERGENEKON dediğimiz mihrak özellikle TSK'yı maşa olarak kullanarak Türkiye siyasetinin son elli yılına damgasını vurmuştur!
Devamlı çığırtkanlığa hazır dalkavuklarıyla, "ordu göreve" diyerek naralar attırmış, siyasileri tehtid etmiş, gazeteci ve entelektüelleri faili mechullerle katl etmiştir!
Ve ERGENEKON dediğimiz mihrakın siyaset sahnesindeki en büyük düşmanı da siyasi İslamcılar olmuştur!
Kafası karışanların düşüncelerinin vuzuha ermesi için REFAH-YOL hükümetinin yaşadıklarını hatırlaması yeterlidir...
Aslında Türkiye'de ERGENEKONU tanımayan bilmeyen yok. Tek fark bazıları işine geldiği gibi şekillendirip pazarlıyor!
Konumuza dönerek soralım!
Nasıl oldu da kedi ve köpek gibi birbirinin düşmanı olan AKP (siyasi İslamcılar) ile ERGENEKON mihrakı 17-25'den sonra düpedüz müttefik-ortak oldular!?
Mevzuyu dağıtmadan somut sorular sormak gerek!
Herhangi bir gelişmiş ülkede 17-25 gibi devasa bir hainliği, rüşvet sarmalını, Türkiye'nin İran'a peşkeş çekilmesini örtbas edebilir misiniz!?
Evet diyen ya divane, ya AKP'li siyasetzede bir partizan, ya da ERGENEKON maşasıdır!
17-25'i kapatmak hukukun işlediği, adaletin ucuz pazarlıklara kurban edilmediği hiçbir ülkede mümkün değilir!
Fakat Türkiye'de kapatıldı!
Hırsızlar (AKP) çaldıklarını, rüşvetlerini, komisyonlarını çalarsa da çalsın cehaletinin alkışları eşliğinde haram iken; helal olarak AK-larken!
ERGENEKON'da katliamlarını, darbe planlarını, kirli pazarlık ve ortaklıklarını aynı AK-lama yoluyla aklanmış oldular!
Bütün bu hengame hukukun köpekleştirilmesi ile icra edilmiş oldu!
Türkiye'de halkın bilinç dünyasında belli bir yere oturmuş, önemi çok iyi kavranmış, sağlıklı işleyen adalet sistemi olsaydı!?
17-25 AK-lanır mıydı!?
ASLA!
Ne yazık ki sistem çürükse müktedirler o çürümüş sistemin içinde kendileri ve vicdanları da çürümüş olarak her türlü ihanete bir kılıf, bahane, hatta gerekirse kanun ve şimdiki gibi KHK uyduruyor ve atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor!
Gafletin uyuşukluğu ile vurdumduymazlığın zebunu olmuş yığınlar da devleti talan edenlerin götürdükleri milyar dolarları umursamaz iken!
25 kuruşluk poşet düzenlemesine isyan ediyorlar!
Sanki o 25 kuruş kendi parası iken, devletin kasasından çıkan milyar dolarlar onun değilmiş gibi!
Sistemsizlik sadece siyasi hayatı etkilemekle kalmıyor tabii ki!
Adalet, sağlık, eğitim gibi hayatın bütün alanlarına çürümüşlüğünü bulaştırıyor!
Dolayısıyla halkın kendisi de aynı çürümüşlükten nasibini alarak bütün bir ülke baştan aşağı devamlı kaybederek, tükenerek kör topal günübirlik bir hayat yaşıyor!...



Yorumlar
Yorum Gönder