Münafıklık Üretme Çifliği AKP - 3



RTE artık palazlanmış, belli güçlerle pazarlıklar yapmış, hocasına karşı kazan kaldırmış ve; giydiği milli görüş gömleğini çıkarıp değiştiğine toplumu ikna etmeye gelmişti sıra!... 

Değiştim diyordu! 
Değişimini açıklarken de demokrasi, AB, adalet, evrensel değerler ve insan haklarından dem vuruyordu... 

Demokrasi amaç değil araçtır diyordu! 
(Nitekim demokrasiyi şahsi saltanatı için araç olarak kullandığı çok geçmeden ortaya çıkmış oldu) 

Zamanlama çok iyi seçilmiş idi! 
28 Şubat sonrası AKP peydahlattırılmış olarak boş kalmış siyasi arenada boy gösterdi! 
Üstelik AKP, ERGENEKONUN türlü komplolarına maruz kalmış vaktin siyasi "mağdurları" tarafından kurulmuştu! 
Hapse atılmışlar, partileri defalarca kapatılmıştı. Her fırsatta ERGENEKONCULAR AKP'nin de kapatılacağını, RTE'nin başbakan değil muhtar dahi olamayacağını ilan ve iddia etmeye devam ediyorlardı! 
(ERGENEKON eliyle laik çevrenin eksik olmayan bu tahrikleri AKP tabanındaki etkisini halen sürdürüyor!) 

RTE değiştim gömleği ile milletin karşısına çıkınca, boş kalmış siyasi arenanın müsaitliği ve de çökmüş ekonominin aciliyeti ile, hem milletin bariz çoğunluğu hem de toplumun önde gelen bütün demokrat insanlarının desteğini aldı! 

Destek hem sandıkta hem de hükümetin ihtiyaç duyduğu yetişmiş insanların devlet içinde sorumluluk alması noktasında da devam etmişti! 

AKP'ye şans tanıyan, inanan, inmayı tercih eden insanlar yanlış yapmadı... 
Bilakis, AKP+RTE "münafıklık" yaparak, insanların güvenini suistimal ederek milleti aldatmış oldular! 

Aslında AKP'yi kuran milli görüşçülerin devleti yönetecek kadroları dahi yoktu! 
Fakat liyakat sahibi her insana kapıları açık tutmaya çalışmaları, meşveret ile hareket etme gayretleri, demokratik değerleri savunmaları sayesinde ilk yıllarda başarılı olmuşlardı!... 

Ve çok değil üç-beş yıl sonra yolsuzluk ve rüşvet iddiaları siyasi çevrelerde gayet bilinir olmuştu! 
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, "altınızdan pis kokular geliyor" diyordu! 
Süleyman Soylu, "paçalarından akıyor" diye tepiniyordu o yıllarda!
Numan Kurtulmuş, "Harun gibi geldi, sonra da Karunlaştılar" diyerek tarif ediyordu dünkü arkadaşlarını, yarın ki kankilerini! 
RTE bir yüzük ile yola çıktığı siyasi hayatında sahip olduğu gemileri izah sadedinde milleti aptal yerine koyarcasına, "gemicik" diye geçiştiriyordu! 

AKP'nin ilk yıllarında piyasaların, ülke siyasetinin, sosyal hayatın ve özellikle adalet ve demokrasiye inanan insanların rahat nefes alması ve geleceğe dair umut var olmalarının yanında, 2008'de ERGENEKON denen katiller sürüsünün kanun önünde hesap vermeye başlaması büyük rahatlık ve ümit kaynağı idi!... 
Birçok insan artık Türkiye'nin gelişmiş devletler gibi sağlıklı bir sisteme doğru ağır ağır yürüdüğünü, bir daha "ordu göreve" çığırtkanlığının duyulmayacağını düşünüyordu... 

Yazık ki Türkiye'yi büyük bir hüsran bekliyordu! 

Yazık ki muhafazakar insanlar münafığın, seküler insanlar da riyakarın varlığını unutmuşlardı! 

Perinçek denen ne idüğü belirsiz! 
Ekran karşısında meseleyi gayet sarih olarak izah ediyor ve toplumun laik kesimine sakin olun, biz hâlledeceğiz diyordu!

Buyurun:
https://twitter.com/Nidaiden/status/1252936439580577794?s=19

Tezgah çok iyi kurulmuştu!
ERGENEKON kanun karşısında hesap vermeye başlayınca işin sonuna geldiğini anladı ve RTE'nin hırsızlık kasetlerini servis etti! 
Servis edilen kasetler sahte olsaydı, ya da o kasetlerdeki hırsızlıklar devam ediyor olmasaydı belki yine de 17-25 Aralık operasyonları yapılmayabilirdi! 
Fakat görevini yapmak zorunda olan polis ve savcılar Reza Zarrab'ın kurmuş olduğu rüşvet çarkıyla Türkiye'yi İran'a peşkeş çekme hainliği ile karşı karşıya kalınca, ok da çoktan yaydan çıkmıştı artık! 

17-25 Aralık Türkiye için tek kelime ile seçim yapmak demekti! 

Helal ve harama, adalet ya da adaletsizliğe, demokrasi veya çarpık düzene dair Türkiye seçim yapacaktı! 

İktidar ve özellikle RTE yıllardır biriktirdiği kirlenmişliğinden kanun önünde hesap vererek kendini ve Türkiye'yi kurtaracak, ya da Türkiye büsbütün kirlenecekti! 
İhlasın yerini riya alacak, haram helal diyerek tıksırıncaya kadar yenecek, hainler halifecilik oynayacak, katiller vatansever diye alkışlanacaktı! 

Türkiye tek bir kelime ile seçimini yaptı! 

"ÇALARSA DA ÇALSIN" denildi! 

Bu öyle bir tercih idi ki! 
Hem haramı helalleştiriyor, hem de haramı haram kılan Cenab-ı Hakk'a aleni muhalefet ederek; isyan edilmiş olunuyordu! 
Daha da kötüsü! 
Türkiye'nin güya muhafazakarları, dünün mücahitleri, sakallı cüppelileri, sarıklı taylasanlıları gerçekleştiriyordu "çalarsa da çalsın" isyanını/münafıklığını! 
Cenab-ı Hakk "çalmayacaksın, haram yemeyeceksin, milletin emanetine ihanet etmeyeceksin, kul hakkıyla gelmeyeceksin" buyurduğu, ferman eylediği hâlde! 
Çalarsa da çalsın denilmişti! 
İşte bu deyiş "münafıklığın bayraklaştırılması" demekti!

Münafıklık basit tabirle riyakarlıktır! 
Münafığın özellikleri Allah ile kul arasında tezahür etmez! 
Kul ile kul, yani insani ilişkilerinde ortaya çıkar! 

Ve benim tabirimle münafıklık başladığı yerde durmaz! 

Çalarsa da çalsın demekle kim nasıl münafıklık ediyordu!?

Elbette ki toplumun bir kısmı, AKP'ye; emanete ihanet edebilirsiniz, çalmak için her yalana başvurabilirsiniz, her ihanete sığınabilir, her türlü iftiradan medet umabilirsiniz ve "çalmayacaksın/çalamazsın" diyenlere de, kafirin eylemediği düşmanlığı edebilirsiniz diyordu! 

Artık toplum için hakikat gayet kolaylıkla ayaklar altına alınabilir ve önemsiz bir mefum, yalan ve iftira geçer akçe, hainlik marifet, iktidar uğruna; riyakarlığın/münafıklığın her türlüsü meşru olarak ilan edilmişti! 

Çalarsa da çalsın diyenler, sadece siyasi İslamcı RTE+AKP'ye münafıklığın kapılarını ardına kadar açmakla kalmıyor, aynı anda ERGENEKON denen katiller sürüsünü de salıveriyorlardı! 
ERGENEKONA dair onca delil, darbe planı, silah ve ifadelerin hepsinin adı komplo olmuş ve katiller sürüsünün içeride olan maşaları ve birkaç tane de elebaşısı salınmıştı! 
ERGENEKON rahattı artık. 28 Şubat'ta isteyip de yapamadığı bütün haince planları icra etmeye başlayabilirdi! 
Çünkü RTE milletin muhafazakar kesimini kolaylıkla haşhaşlıyordu! 
Laik kesimle yakın temas sağlayabilen ERGENEKON'da laik kesime susun ve bekleyin diyordu! 
Bekleyin biz Cemaati bitireceğiz! 
Laik kesim için Cemaatin bitirilecek olması vaadi, hendeği atlayan deve için bir tutam tuz idi o anda! 
Oysa Türkiye öyle bir hendekten atlıyordu ki; devlet dediğimiz mekanizma tamamiyle yalama oluyor, sistem-kuvvetler ayrılığı kalmıyor, adalet ise büsbütün ziyan ediliyordu! 

Artık "hukukun siyasetin köpeğine" dönüşmesi için hiçbir engel kalmamıştı!

AKP+ERGENEKON REJİMİ kendisi için muhalif gördüğü herkesi tasviye edecekti! 
Lakin bunun için de bir bahane lazımdı! 
İşte 17-25'de hainlikten, ihanetten, haramdan, iftira ve yalandan yana tercih yapan yığınlar, şimdi de 15 Temmuz'u alkışlayacak ve dökülün sokağa çağrısıyla beraber 250 kişi katl edilecek ve 15 Temmuz'da katl edilen o 250 kişinin kanı üzerinden devasa bir ihanet destan diye alkışlanacak, Türkiye koyu bir karanlığa doğru kendi gafletiyle beraber, rızasıyla yürüyecekti! 


Devam edecek... 

*

ERGENEKON denen katiller sürüsünü somut olarak biraz olsun tanımak için şu paylaşıma bakabilirsiniz:
https://twitter.com/Nidaiden/status/1176372830713372672?s=19

Yorumlar

Popüler Yayınlar