Ahmed'in Ardından...
Nicedir Türkiye can çekişiyor...
Her gün biraz daha ölüyor, yok oluyor, tükeniyor, cahilleşiyor!...
Diyorlar ki; ateş yakarmış düştüğü yeri!
Başkası yanıyor diye; olur mu aması, eğeri!
İnsanın derinliği; yanan ile yandığı kadar,
Kendi iken, başkası olduğu kadardır değeri!
Vakti gelince ayrılığın, ne kalır bizden geri!?
Kurtarıcımızdır; çocukların titreyen elleri!
Çocuğun gözyaşlarını sorma bana ne olur...
Onlar döküldükçe, arşın titrediği duyulur...
Bir annenin ahına kaç tane Cehennem sığar!?
Vatanım zindan olmuş; anneler, bebekler ağlar!
Türkiye'de olan biteni bir cümle ile ifade edeceksek şayet; "insanlık ölüyor" demeliyiz!...
Devlet kendi halkını bölerek, düşmanlaştırarak yönetmeyi tercih ediyor!
Aslında tercih de değil!
Devleti yönetenler başka bir şekilde yönetemedikleri, yönetme yeteneği olmadığı, tercih ettikleri ihanetleri örtebilmek için medet umdukları kanunsuzluklara fazlasıyla battıkları için; bölmek, düşmanlaştırmak, ötekileştirmek zorundalar!
Toplum huzur içinde karşılıklı hasbihal edecek kıvamda olsa; zaten hainin hainliğinin kırk renkteki ipliği de çoktan pazara çıkmış olacak...
Kısacası; devlet, her hainlik ve namussuzluğunu örtebilmek için, daha fazla hainleşerek namussuzlaşıyor!
Namussuz devlet olur mu?
Halkın hürriyeti; namusudur devletin!
Devletin şerefi kadar huzuru olur milletin!
Huzur temenni, hürriyet zapt olmuşsa;
Şerefsizler toplanıp koltuğa oturmuşsa...
Mahkemeler dönmüşse tiran dalkavuğuna,
Hâkimler soyunmuşsa Nemrut tellallığına,
Arama namus kalmamıştır şeref;
Bin yıllık devletin hâline; esef kii esef...
Devlet Ahmed'in babasını terörist iftirası ile haps edince; elbette ki her çocuk gibi, hatta daha da fazlasıyla Ahmed'de kederlendi, üzüldü, her gün biraz daha tükendi ve kansere yenik düştü...
Devlet eline silah almamış olan Ahmed'in babasını terörist olarak haps etmiş ve sonrasında da Ahmed'e ve ailesine terörist muamelesi yaparak, şerefsizliğini iki katına çıkarmış, katmerli şerefsizlik yapmıştır!
Ahmed'in hastalığı her gün ilerlerken Almanya'dan tedavi edelim diye davet gelmişti!
Fakat devlet bütün işini gücünü bırakmış sekiz yaşındaki çocuğu annesinin kucağında nasıl katl edebilirim diye uğraşıyordu!
Aylar geçti Ahmed'in ve annesinin pasaportu verilmedi!
Gitmesinler!
Sekiz yaşındaki bir çocuk tedavi olmasın!
Nasılsa kanser!
Her gün biraz daha tükeniyor/tükensin diye!
Bir devletin kendi vatandaşı olan sekiz yaşındaki bir çocuğu katl etme şeklidir bu!
Tamam, biliyoruz ki devleti hırsız (AKP) ile katiller sürüsü (ERGENEKON) yönetiyor!
Zaten aleni de itiraf ve ilan etmişlerdi ki; ağaç kökü yesinler/ölmek için yalvaracaklar diye!
Peki!
Bu millet, devleti yöneten o şerefsiz; hırsız ve katillerle beraber nasıl da bu kadar heves ile aynı şekilde şerefsizleşebildi!?
Ahmed'in tedavi olmasını engelleyerek Ahmed'i katl eden katillerin katilliğine, o katilleri destekleyen ve alkışlayan yığınlar da ortak değil mi!?
Cenab-ı Hakk mahşerde hesap sorarken;
Ahmed'e pasaport vermeyen yetkililerden tek tek, en ince ayrıntısına kadar sorumlulukları gereğince, vebal altında olduklarından dolayı, hesap sormayacak mı!?
"Her kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, o da onu(n karşılığını) görür"
(Zilzâl Suresi Ayet 8)
O hesaba devleti bu şekilde yöneten ve insanlara zulm edenleri alkışlayan ve destekleyenler de dahil olmayacak mı!?
Yoksa ki bütün hainliğin cezasını RTE çekecek de, o RTE'yi destekleyenlerin hiç hissesi olmayacak mı!?
Ahmed ayrıldı... Terk etti dünyayı!
Ahmed'in tedavi olmaması için bin türlü şeytani imza atanlar şimdi rahat mıdırlar!?
Çürümüş vicdanlarında hiç kıpırtı var mıdır!?
İnsanlığını yitirmiş olanların vicdanları ses verir mi ki!?
Ahmed bir değil!
Binlerce, yüzbinlerce var...
Her gün ölüyor, zulüm yaşıyor, şiddet ve işkence görüyor, aç/işsiz bırakılıyor, şeytanlaştırılıyor!
Sebep olunan Ahmed'lerin sayısı belli değil!
Ege ve Meriç'de kalanları sayabilen var mı!?
Bu zulüm ve hainlik ne kadar daha devam edebilir!?
Aslında yitip giden, ölen, heder olan Ahmed'ler değil!
Bir milletin insanlığıdır!...



Yorumlar
Yorum Gönder